Bumerang - Yazarkafe

24 Ağustos 2026 Pazartesi

Belki de ferahlamayı seçmiş…




Çöpte bir çiçek,bir peluş, bir anı görsem, hep şu cümleyi kurarım: ‘ Yine birinin kalbi kırılmış’, değilmiş, karşıtı da varmış ‘ Biri ferahlamayı seçmiş’ … 


Biliyorum ki bir peluş ayıya yazı yazılmaz… Yani çoğunluk yazmaz sanırım,  ama ben yazarım:) Yazacağım… 🦀 


Çünkü bence çocukluktan, 43 e bir yol bu… Büyük boy peluş sevdası (sonuçta abartı severim)…


Ben ilkokuldayken bir komşumuzda vardı böyle kocaman bir peluş, babası yurtdışında çalışırdı, kocaman bir kızdı, lise ya da üniversiteye gidiyordu muhtemelen o zaman. O kadar sevmiştim ki hep aklımda, hep aklımdaymış, adı da geçmiş demekki, 2014 te Alya’ya hamileyken temmuzda doğumgünü hediyemdi, eski eşimden… O kadar sevdim ki o kadar istediğim bir nesneydi ki. Zaten kocaman evde kapladığı yer de sorun değildi… Ne fotoğraflar çekildi, kaç çocuğa poz verdirildi… Üzerinde ne kadar çok tepinildi 💖 

2 sene önce küçük bir eve taşınmak zorunda kaldığımda evin ve eşyaların 2/3 ünü attım… Kitaplarıma kıyamamıştım, bu sene onlarla vedalaştım. Kitaplarım, yürüyüş bandım, bu ayı, yeşil yer minderleri en kıyamadığım eşyalarımdı… Ama kitaplara kıydıysam herşeye kıyarım zaten diye düşünmeye başladım. 2 senedir tozlanmasın diye siyah çöp poşeti içinde duruyordu, bir kaç aydır açığa çıktı ama bence artık eve beraber sığmıyoruz:) 


Ayıdan mı vazgeçtim, ev mi dar geliyor diye düşündüğümde ev dar geliyor şeffaflığındayım 🙈😅 ama bir gün villam olmasını beklemediğim için veda zamanı…

Ne zaman çöpte bir çiçek, bir peluş, bir anı görsem, hep şu cümleyi kurarım: ‘ Yine birinin kalbi kırılmış’ , değilmiş, karşıtı da varmış ‘ Biri ferahlamayı seçmiş’ … 

31 Temmuz 2026 Cuma

Bir gün nehrin akışına güvendi…


Denizde yüzerken aslında amaç anın tadı çıksın olmalı ama ben ne yaptım? Hadi sorgulayalım tüm hayatı… 

Böyle de bir yaşamak… Yaşıyorsun bu hayatı demeyin yani :) ama çook şükür minik anlarıma…

Geçenlerde denizde bir an sorguladım da  derinleşmeyen denize olan sevgim bile aslında güven duygusu ile mi ilgili… Atamayışım kendimi denize… Dalamayışım…Ayağım yerden kesilmesin çünkü ben denize de güvenemem ki… Güvendim ama tam mı bırakayım kendimi yani, nasıl olabilir ki?…. Deniz ve güven ilgili mi mesela merak ettim. Psikolog değilim  çözemem, ama bilirsin… İçin bilir derler ya… Bağımsız değil belli ki! Güven arayıp güvenememek çelişkisi… Sorun bizzat kendinde mi, bırakamama… Üzerine destan yazarsın, yazmayacağım, ben daha günlerce düşüneceğim… Sonra belki yıllarca… 

Çünkü anlamak, kabullenmek ve sonra belki çözmek yıllar alır… Ve bazen çözemiyoruz sadece bilmek bir basamak…


Ve sonra karşıma çıkan yazı:

‘’Güven arıyorsun ya tanıyamazsan? ‘’


Bir gün nehrin akışına güvendi…

16 Temmuz 2026 Perşembe

Hayal varsa kırıklığı da var…

Üzüntülerime, yanlışlarıma rağmen, kızgınlık ve kırgınlıklarıma rağmen, bol değişiklikli bir yıl olmasına rağmen, zorlandığım anlara rağmen ben memnunum, hoşgeldin 43… Mutlu anlarım, şükrüm çok daha fazla… 

Ve ben her üzüldüğümde biraz çöküp, biraz kabuğuma çekilip, sonra üzülmek için vaktim dar diyip çıkacağım. Hakkaten ben ve sevdiklerimde sağlık olsun gerisi hallolur.

Her sene yeni bir level açılıyor ve seneyi geçirmeyi hedefliyoruz gibi artık hayat…

Sene başında dilek defteri tutarken, sene ortasında kontrol edip güncelleme yaptım kendime:) 

Yine çok öğrendiğim bir yıl oldu. Çok farkındalık. Çok hayal kırıklığı. Çook güzel an, çok güzel kişiler… Özü çok kötü insanlar tanıdım ve buna hala hem şaşırıyor hem üzülüyorum. Mutluluğundan iyi olmandan mutlu olan, buna destek olan dostluklar yaşadım, binlerce şükürle…

Yine kendimi öğrendim, biraz kendimi tanıdım, biraz değiştim. Bazı değiştirmek istediklerimi ise değiştirmeyi hala beceremedim.

Bazı yüklerimden arındım, vazgeçtim, geriye döndüm…

En değer verdiğim, valiz valiz taşıdığım kitaplarımı bıraktım, üzüldüm yine de hafifledim… Yarı hayallerim gitti onlarla…

Çocukluğumdan beri istediğim boyum kadar olan, evlere sığmayan koca ayı peluşumdan vazgeçtim, hafifledim… 

Hayvan sevgimden vazgeçtim, çiçek sevgimden vazgeçtim, ek sorumluluk istemiyorumu daha fazla kabullendim.

Sağlık diye tutturduğum yılbaşı kararımda orta seviye başarı ile devam ediyorum. Orta seviye ile yaşanabileceğini, herşeyi başaramayacağımı, vazgeçebileceğimi, beceremeyeceğimi her gün biraz daha kabul ediyorum.

Senelerce uğraşıp emek verip batırdığımı kabul ettiğim ilişkilerim var artık… Beceremedim, becerememişim, ama ben elimden geleni o zamanki doğrumu yaptığımı biliyorum. 

Minik canım ergenim de buraya dahil:) 

Nefrete yakın söylemlerle bıktığım ‘hanımefendiliğe’ sakin ve huzurla dönüşü seçiyorum… Bir çok şeyle, kendinle , bazı gerçeklerle barışmak gibi bu… Belki büyümek, yaş almak…

Yalnızlığımla çok barışık yaşarken, kalabalık sofraları özlediğimi farkettim…

Eğlenmeyi, sevmeyi , koştur koştur herşeye yetmeye çalıştığımı ve bunu yapabiliyorken yaptığımın çok akıllıca, çok benlik olduğunu farkettim… Enerjime şükrederek…


Gerçekleştiremediğim çok hayalim, yapamadığım beceremediğim çok şey var… İsteyip alamadığım, isteyip yapamadığım…. Söyleyemediğim…Bir gün olur mu bilmem. Olur mu, vazgeçer miyim, hevesim biter mi bilmiyorum, hayatın bir yüzü de bu diyip kabul etmeye çalışıyorum. 


Hayal varsa kırıklığı da var

Hayal kırıklığı yaşarım diye hayalden vazgeçmeyeyim, duamdır… Özünde çok isteyince hep oluyor, inanıyorum, bunu hissettirdiğin için de şükürler olsun Allahım.

("eğer şükrederseniz elbette size (nimetimi) artırırım."ibrahim suresi)


Yeni level için kurdeleyi kesiyorum :) 

18 Temmuz 2024 Perşembe

Kutlama, aydınlanma, söylenme....

 



41 yaşıma bir kutlama, bir aydınlanma, bir söylenme ya da her neyse 2 cümle karalamak istedim…

Geçen yıllarda daha bir ışıltılı (!) olan hayatım, bu sene beni bir zorladı, yalan söylemeyeyim… Senelerdir uğraştığım zorluklardan kurtulmuşken yeni bambaşka sınanmalar geldi. Biraz zorlandım, biraz zorlanıyorum ama yıkılmadım ayaktayım ve bu kadarla başederim, buna şükür…

 ‘’ Hayatın amacı, kendine varmaktır. Oysa herkese yaklaşır, her yere varır, bir tek kendinden uzak kalır insan; her yeri her şeyi keşfeder ama kendinde kıpırtısız duran okyanuslardan haberi bile olmaz’’ demiş Mevlana… Çok zoru, en zoru bu olduğu için beceremiyoruz kaçıyoruz sanırım.  En sevdiğim şeylerden biri kendini tanıma, keşfetme… Herkese de bu yönde bir bilinç dilerim, bambaşka bir keyif…

Bir yazı gördüm geçenler de: Kendine yaslanmak diye bir yer var. Taşı da ben, tuğlası da… Burda kendine yaslanmakla kendine yüklenmek arasında bir yerdeyim… Bildiğim şey bu…

Kendime yaptığım haksızlıklara baktım… Her şeyde kendini suçlama, net bir yetersizlik hissi… Her şeyi başarısızlık görme. Oysa, biliyorum ki birinin araması da aramaması da benle ilgili olmayabilir. Birinin sevmesi-sevmemesi benle ilgili olmak zorunda değil. Onu mutsuz ediyorum, bunu yapamıyorum, onu aramadım, bunu alamadım, hiçbir şeye yetişemiyorum, vb bir silsilede yaşıyorum…Emek verdiğim herşey elimde parçalanmış… Asla o zamanki şartlarda elimden gelenin en iyisini yaptığımı kabul etmiyorum. Emeklerimi hep çöp gibi değerlendiriyorum. Şimdi bu sene buna bir son vermeyi öğrenmekle başlamayı deniyorum…

Bir bu kadar daha yaşar mıyım, belli değil. Doyar mıyım yaşamaya, sanmam. Tadını çıkarıp, kendime, sevdiğim şeylere, sevdiklerime öncelik vermek zorundayım. Zaten bunu çoktan öğrenmiş olmam gereken bir yaşımdayım…

41 kere maşallahlık hayat diyerek…


9 Temmuz 2023 Pazar

Aynı yol aynı heves…

Hayır henüz doğumgünüm değil:) Ama 40 yaşı da bir gün kutlayamayacağım, 40 yılda bir geliyor sonuçta:)) Bir de ben severim doğumgünlerini, kutlamayı… Kutlayıp, özelleştirmeyi de seviyorum. Her gün özelse de bazı günler daha özel olmalı… Herkesi seviyoruz, bazılarını daha çok seviyoruz gibi… Her gün yaşıyor şükrediyoruz ama bazen şevkle uyanıyoruz:) ( çünkü tatilmiş, gezecekmişim 🙈😅)


‘Öncesi-Sonrası’ hep sevdiğim konsept… Çok şey geçmiş, çok şey geçmemiş gibi… Burda görünen çok da şey değişmemiş 😛İnanırsam… ☺️ 🙏🙏 Biraz rakamsal değişiklikler var tabi….3lerden 4lere doğru 🥲 Biraz da duygusal… 


Ya da bana hep duygusal… Duygusaldı…


Neyse konu bu değildi… Aynı yer, aynı bina, bazen aynı tabak, yerdeki aynı taş, tavanda aynı ışık ama zamanla sen aynı sen değilsin. Aynılığın sendeki hissi bambaşka…


Sanırım hayat da bu ve bu asla kötü değil, bambaşka hislerle. Başka senle başka kişilerle ya da işte aynı ama başkalaşmış kişilerle aynı yol ya da yeni yolda…


Aynı yolları aynı hevesle yürümek zor olsa da herhangi bir yolda heves varsa güzel yaşamak 🙏🙏






26 Haziran 2023 Pazartesi

40 a doğru 2-Hanımhanımcık…


Bu fotoğrafı yeni gördüm.

Dedemin ölüm yıldönümünde, 8 haziranda fotoğraf albümüne dalan halam gönderdi.  Gönderdiğinde şaşırdım çünkü ben gülen neşeli bir çocuk değildim ki… Mutsuz olduğumdan değil, bu biraz lanetli mizaç gibi…


Anneme gönderdim ve şunu yazdım: ‘’Hanimhanimcik olmadigim tek an heralde 😂😂😂’’ ‘’Beni güldürdün, sen böyle güler miydin, çok hoş çıkmışsınız’’ demiş… Eminim biz o anlarda poz verirken o koşturuyordu :( 


Çok ilginç, bir gün 40 yaşına geliyorsun, kocamansın. Hayatın baya geçmiş ve güldüğün fotoğraf seni şaşırtıyor. Bu galiba ilginç değil, üzücü… 


Bugün konumu hanımhanımcık laneti üzerine kurdum… Ben sessiz, akıllı, gereğinden fazla olgun bir çocuktum… Hatta sanırım 5/10 yıl öncesine kadar bile böyleydi… Bilinçli bir tercih değildi, zorla da seçtirilmemişti. O bendim. Kayseri de bu inanılmaz bir lütuftu, ben hanımhanımcık, herkes hayran… Evet yaşça büyük arkadaşlarım vardı, herkesle anlaşırdım. Asla oyuncak bebek sevmedim mesela, aşırı saçma ve yapay gelirdi bana…


Bir şekilde üniversite bile geçti… Ben yine hanımhanımcık sessizce çalıştım yıllarca, sessizce!!!! Sonra 35 e doğru aydınlanma geldi. Tüm hayatıma geldi aydınlanma. Aydınlanma diyince ışıltılı bir hayat anlaşılmasın, hafif ısıtıp yakan mum aydınlanması diyelim.. Çok geç, ama aydınlandım ya, diyip şükrediyorum. Sonsuza kadar sessizliği, kısmen ezikliği, kısmen saygıyla karıştırıp otorite figürlerine  suskunluğu yaşayabilirdim, birilerinin işine geldiği için hep hanımhanımcık sayılabilirdim…


Belki yanlış oldu, belki ben de kelimelerin anlamı-içerikler karıştı… KELİMENİN ANLAMI DEĞİL DE KELİMENİN BANA HİSSETTİRDİĞİNDEN yola çıkarak artık netim. Bu bir iltifatsa duymak istemediğim tek iltifat olabilir Hanımhanımcık… Ben artık hanımhanımcık değilim, olmak istemiyorum.


Hanımhanımcığın aksi nedir?! bilmiyorum… Herkesin hanımhanımcık anlayışı değişiyor olabilir mi? Olgunluksa bu, bazen, yerli yerinde ve 40 a doğru çok uygulanabilir. Geçen çocukluğa ise çok yazık olmuş…Sessizlikse,  yokum ya da daha az öyle olmak istiyorum. Genel bir hanımhanımcık halinde olmak ise istemiyorum… Böyle anılmak da istemiyorum. Aslında ne denildiğinin de önemi yokmuş. Mutsuz hanımhanımcığı yitireli, iyiyim… Ne hissettiğimle ilişkili olduktan sonra iyiyim… Adımın önemi pek de kalmadı… Sıfatlarda kendi bildiklerimle yaş almaya devam edeceğim…


20 Haziran 2023 Salı

40 a doğru 1- Beyaz teller boyanmaya…

26 ocakta başlamışken yazıma, ara vermiştim çünkü bir milat a takıldı, 6 şubat… Bir sürü insanın yanında, ben tabiki hiç bir şey yaşamadım, üzüldüm demem bile ayıp ama kalbimde hala başka bir acı var, yaşamak değilse de hissetmek var… Aklımdan asla ama asla gitmeyen sahneler var… Minik bir düğümlenme hep var. Ve bu düğümlenmeyi hissedecek kadar duygusal ve duyarlı olduğum için de aşırı şükrediyorum. 

Hal böyleyken 40 olmak önceliğim olamadı, zaten üzüntüm ve korkum 40 kattı…


Sonra şimdilerde kısmen normalleşmeye geçtim!!! Normal neyse?! Düğümlenmenin yanına anım kıymetli, yarını bilmiyorum, yapabildiğimce tad almalıyıma devam etmeyi ekledim… Yaşıyorum:)


Ve 6 şubat öncesi şöyle başlamıştım yazmaya:


40 olmak üzereyken…

Nasıl kabulleneceğimi bilemiyorum ama başka yol olmadığını da biliyorum…

Önemli bir yaş olsa gerek üzerine şiirler, kitaplar yazılıyor, filmler yapılıyor…

İtiraf etmesi, yazılı kanıt bırakması zor ama çok korkuyorum.

40-50 korkusu da değil bu, kendimi bildim bileli yaşlanmaktan korktum… ilk 31 de bir beyaz tel görmüştüm ne ağladım ne ağladım…  :) O sahneyi, aynayı, saçımı inceleyişimi, masaya oturuşumu, hissettiklerimi an ve an hatırlıyorum…Çünkü yengeçlik, çünkü delilik…Babam o beyazlar öğrendiklerin der, azalan hataların der ama ben pek hoşlanmıyorum yine de…

Bazen seviyorum bazen de biraz erken değil mi diyorum… ‘’Zaman! Dur biraz, acelemiz mi var…’’


Seviyorum yaşamayı, her an, daha tutkuyla. Pes etmeden, yılmadan.

Belli motivasyonlarım var, düşerken tutan… Öğrendiklerim, keşiflerim var… Keşif derken, kendimi keşfim… Ki en kıymetlisi….


Çook geç kaldıklarım var

Hatalarım var

Asla değiştiremeyeceğim ama değiştirmek istediklerim var

Minik üzüntülerim, bazı hayal kırıklıklarım var


Kendimi bir türlü takdir edemeyişlerim var

Oysa başarmışlığım var


Öğrenme yolculuğumda karşıma çıkan her an ve kişiye ve olaya şükürle…. Daha gidecek çook yolum var, beyaz telleri boyayıp devam edeceğim:) Başka yol yok!


Yeni bir hayat, yaşasın hayat…